301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
27 Mayıs 2019 - Pazartesi 16:59 Bu yazı 65 kez okundu
 
…ÖZGÜRLEŞME…!!!
Hüseyin Sarıgül
 
 

 

 

 

        Öcalan’la avukatları görüşemiyormuş diye binlerce Kürt hapishanelerde ölüm orucuna yatıyor. Hatta bunlardan bazılarının da ölmeleri pahasına...

        Derken, Öcalan kendisiyle görüşen avukatları aracılığıyla, “maksadın hasıl olduğunu ve artık bu eylemlerin son bulmasını” istiyor ve eylemciler de eylemlerine derhal son veriyor.

Tabi bu ilişkiler nasıl gelişiyor; emirle mi, yönlendirme ile mi, yoksa zorla mı, bilmiyoruz.

Her ne olursa olsun, manzara şu: ortada sahte bir ilah ve ona adanmış binlerce kurban..!

Bunun adına da “Kürt özgürlük mücadelesi” deniyor..!

        Bu anlayış, Kürtleri sözde “ağaların, şeyhlerin ve devletlerin” esaretinden kurtarıp özgürleştirecekmiş..!

        Her şeyden önce, insanı insanlıktan çıkaran bu ilkellikten kurtulmadan kimsenin özgürleşme ihtimalinin de olmadığını herkesin bilmesi gerekiyor.

Zira köle ruhlardan binlerce kurban çıkabilir ama özgür bir toplum, asla..!

***********

Hwang Pyong-Won ve kardeşinin yaşanmışlığı,

 

“ Demokrasi ile diktatörlük arasındaki farkı gösteren somut bir hikâye. “

 

         “1945 yazında, İkinci Dünya Savaşı sona yaklaşırken, Kore’deki japon sömürgesi çökmeye başladı. Japonya’nın 15 Ağustos’ta koşulsuz teslim olmasını izleyen bir ay içinde Kore 38. paralel üzerinden iki nüfuz alanına bölündü.

         Güney Birleşik Devletler, kuzey de Rusya’nın idaresine verildi. Soğuk Savaş’ın endişe dolu sükûneti Haziran 1950’de Kuzey Kore ordusunun Güney Kore’i işgal etmesi ile bozuldu. Kuzey Koreliler başlangıçta akınlar düzenleyip başkent Seul’ü ele geçirseler de sonbaharda tamamen geri çekildiler. Hwang Pyong-Won (HPW) saklanmayı ve bu sayede Kuzey Kore ordusuna alınmamayı başardı. Güney’de kaldı ve eczacılık yaptı.

        Seul’de Güney Kore ordusunun yaralı askerlerini tedavi eden doktor kardeşi ise Kuzey Kore ordusu geri çekilirken Kuzey’e götürüldü. 1950’de birbirinden koparılan iki kardeş, iki devletin sonunda sınırlı bir aile birleşimi programını başlatmak için anlaşmasıyla ilk kez 50 yıl sonra 2000’de yeniden bir araya geldiler.

         HPW’un kardeşi bir doktor olarak hava kuvvetlerinde görevlendirildi; askeri diktatörlük yönetimi altında bu iyi bir işti. Fakat Kuzey Kore’de ayrıcalıkları olanların bile durumu iyi sayılmazdı. Kardeşler bir araya geldiğinde HPW 38. paralelin kuzeyinde hayatın nasıl olduğunu sordu. Onun bir arabası vardı, oysa kardeşinin yoktu. “Telefonun var mı?” diye sordu kardeşine. “Hayır” diye yanıtladı kardeşi. “Dışişleri Bakanlığında çalışan kızımın var fakat kodunu bilmiyorsan arayamıyorsun.

         ” Birleşme esnasında kuzey Kore’den gelen herkesin para istediğini hatırlayın HPW kardeşine biraz para teklif etti. Fakat kardeşi, “o para ile geri dönersem hükümet ‘o parayı bize ver’ der, o yüzden sende kalsın” diye yanıtladı. HPW, Kardeşinin paltosunun yırtık pırtık olduğunu fark edince, “o paltoyu çıkarıp at, dönerken de bunu giy” diyerek kendi paltosunu vermek istedi. “Yapamam” diye yanıtladı kardeşi. “Buraya gelmek için devletten alınmış emanet paltodur.

          ” HPW ayrılırken, kardeşinin ne kadar huzursuz ve biri dinliyormuş gibi sürekli gergin olduğunu anımsıyor. Kardeşi sandığından daha da fakirdi. İyi yaşadığını söylemişti fakat HPW, onun korkunç göründüğünü ve çöp gibi zayıf olduğunu düşünüyordu...”

 

Kaynak:

Ulusların Düşüşü

Darun Acemoğlu

James A. Robinson

*****************************

“Ulusların Düşüşü”

 

      Ulusların düşüş ve yükseliş nedenlerini, “Ulusların Düşüşü” isimli eserinde ele alan Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, kanaatlerini Mısır örneği ile ilgili olarak şöyle ifade ederler:

          “Hem Mısır hem de Tunuslu göstericilere göre ekonomik sorunların temel sebebi, Siyasal hakların yokluğudur. Talepleri ise, serbest seçimlerin yapılması, evrensel hak ve özgürlüklerin sağlanması ve ülkeyi saran yozlaşmanın son bulmasıdır...

        Mısır gibi bir ülkenin neden fakir olduğu konusunda akıl yürüten akademisyen ve yorumcuların çoğuna göre ise asıl neden, Mısır toprağının çoğunun çöl olması gibi imkânsızlıklar, yani Mısır’ın coğrafyasıdır...

        Biz bu kitapta çoğu akademisyen ve yorumcunun değil, Tahrir Meydanı’ndaki Mısırlıların doğru görüşte olduğunu savunacağız. Aslında Mısır, halkının büyük çoğunluğunu hiçe sayarak toplumu kendi çıkarları için örgütleyen küçük bir elit tarafından idare edilmiş olduğu için fakir. Siyasal güç dar bir çerçevede toplandı ve eski devlet başkanı Mübarek’in 70 milyar dolarlık serveti örneğinde olduğu gibi, bu güç ona sahip olanlara büyük bir servet kazandırmak için kullanıldı. Kaybeden ise, bu gerçeği çok iyi anlayan Mısır halkı oldu.”

Evet, bizce de hikayemizin özeti tam da bu..!

**************

EYVALLAHI OLMAYAN…

 

Ramazan dolayısıyla bu ay Kuran ile daha fazla meşgul oluyoruz.

       Dikkatlice okunduğunda görülecektir ki Kur’an, aslında baştan sona gerçek bir şahsiyet inşa etmeye çalışıyor.

         Allah’tan başka kimseden korkmayan, kimseye minnet etmeyen, rızık endişesine teslim olmayan, yalnızca gerçeğin peşinde koşan, dik duruşunu her zaman muhafaza edebilen, yalnızca Allah’a itaat eden, kimseye eyvallahı olmayan bir şahsiyet...

Bir diğer ifadeyle; özgür ve eşit bireylerden oluşan bir toplum...

       Peki, buna rağmen Kuran okuyanlar arasından nasıl oluyor da bu kadar yalaka, iki yüzlü, yalancı, zayıf karakterli, güce tapan insan çıkıyor derseniz, işte bunun cevabını inanın ben de bilmiyorum..!

***********

Türk İslamcılığının ağabeylerinden biriyle konuşuyoruz...

 

O kadar çok şey konuşup da aslında hiçbir şey söylememek konusunda üstümüze yok.

Onca söyleneni ister yan yana koyun ister alt alta; ister toplayın isterse çarpın, her halükarda sonuç sıfır.

Allah bizleri amellerimize göre değil de retoriğimize göre hesaba çekseydi, kesinlikle hepimiz firesiz cennette olurduk.

Konuşuyoruz konuşuyoruz konuşuyoruz... ama neticede hamasi bir retorikten öte hiçbir şey yok ortada.

Dahası, onca kallavi nutuktan sonra sözü, “Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de muhteşem bir duruş ortaya koyduğuna” getirip bırakıyoruz.

Her nasıl oluyorsa, İslamcı dediğimiz âlimlerimizin, entelektüellerimizin ve aydınlarımızın nirvanası yine en fazla Erdoğan’ın icraatları olabiliyor.

Bir de “İslamcılığın gelecek perspektifini” tartışmıyor muyuz..! 

 

 
Etiketler: …ÖZGÜRLEŞME…!!!,
Yorumlar
Diğer Yazılar
“ Efendinin köleleri “ Olmaktan kurtulamadık
AYM ÜYELERİNİ TEBRİK EDİYORUM
Yıl 1986.
Devlet Bahçeli:
“ Demokrasi ile diktatörlük arasındaki farkı gösteren somut bir hikaye. “
Say, olmadı yine say...
Neden Tarım da dışa bağımlı kaldık..?
Hukuk ile değil de, duygusallık ve tarafgirlik ile meselelere baktığımız sürece asla iflah olmayız.
Ortada ne hukuk bıraktınız ne de namus..!
Riyakarlık ve zulüm
Anlamak mümkün değil
BARİ ŞİMDİ HEP BERABER DUA EDELİM Kİ…. ALLAH BİZLERİ BİR AN ÖNCE İKTİDARDAN UZAK TUTSUN..!
“...müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün...”
FARKINDA MIYIZ?
Kadının beyanı esasmış...
“Hukuk ve demokrasi yoksa adalet de olamaz.”
Bize hak ve hukuk lazım
Ahlakın asgari ilkeleri
Bir diktatörlükte yaşıyorsanız; Doğuştan aktör olmayı da bilmek zorundasınız..!
Akıl ve din ilişkisini nasıl kurmak gerekir?
Yargıçlarımız…
Ölmüşüz ağla yanımız yok
Sizinki ciğer de bunlarınki taş mı? Sizinki evlat da bunlarınki enik mi?
Söylenecek söz belli de ….
İddia şu; papaz Brunson, güya FETÖ ve PKK adına casusluk yapmış.
AHLAK VE KURAL
Kime ne diyelim?
Sahi tencere, tencereye ne demişti?!
Sizce başka soruya gerek var mı?
“Biz hiçbir zaman demokrasiyi tasvip etmedik.”
Başbakan “ Benim de geçmişim Kürt.”
Peki, nerede kaldı; Adalet,?
Kim ne yapsın böyle başkanlığı?
Yalan söylemeyeceğiz
Hadi İbrahim Kalın’ı geçtik, peki, ya Genel Kurmay Başkanı?
Ben oyumu demokrasiye, insan haklarına ve hukuk devletine vereceğim
Her türlü yanlış olanla mücadele edelim
İşte bazı toplumsal özelliklerimiz:
Belli ki sorunumuz ahlaki ve çok derin
Afrini konuşamıyoruz bile...
ERKEKLERDE İNSAN SAYILSIN
Körlük ve akıl tutulması
İstisnalar ve ahi ret
“Dünya Adalet Projesi’’ 2018 yılı HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ RAPORU’NU açıkladı.
Doğru olmak
Hepsi yalan mı idi?
“Bir Türk bizim partide genel başkan olmasın” demek doğru değil.
Din-i Mubin… Yani apaçık olan din.
Faizde, oranlarında, en yüksek oran İslam ülkelerinde
''El-Beşir’e Destek İnsanlığa Mı Müslümanlığa Mı Sığıyor?
Her şeye rağmen Türkiye oradan bin kat daha iyi!
“varlık kaçırmak vatana ihanettir”
Hukuk olsaydı
İçimiz hain dolu
İslam, bireyi eşit, özgür hatta otonom kabul eder
Kim haksızsa Allah ıslah etsin!..
HERKES AYAĞINI DENK ALSIN
CUMHURBAŞKANIM PİŞMANIM
Hey gidi günler...
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Malatya
Sıcak
Güncelleme: 01.08.2019
Bugün
22° - 37°
Cuma
22° - 35°
Cumartesi
19° - 34°
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı